Kayseri’nin Talas ilçesinde yıllardır tartışmaların odağında bulunan S.S. Asya Kent Konut Yapı Kooperatifi’nde yaşananlar artık sıradan bir aidat anlaşmazlığı veya birkaç üyenin kişisel şikâyeti olarak görülemeyecek noktaya geldi. Bir tarafta yıllarca ödeme yaptıklarını ve “borcu yok” belgesi aldıklarını söyleyen vatandaşlar, diğer tarafta yıllar sonra ortaya çıkan yeni ödeme talepleri, mahkemelere taşınan mali hesaplar ve üyelik uyuşmazlıkları, bir başka tarafta ise bazı konutların hak sahipleri dışında üçüncü kişilere devredildiği yönündeki henüz yargı tarafından doğrulanmamış ağır iddialar bulunuyor. Bunca tartışmanın ardından kamuoyunun sorması gereken soru artık “Kooperatifte sorun var mı?” değil, “Bu kadar sorun yıllarca nasıl birikti ve neden hâlâ bütün hesaplar açık biçimde ortaya konulmuyor?” sorusudur.
Asya Kent üyelerinin tepkisi yeni değil. 2017 yılında yerel basına konuşan bazı üyeler, kooperatife olan borçlarını tamamladıklarını ve kendilerine “borcu yok” belgesi verildiğini, buna rağmen yıllar sonra yeniden borç çıkarıldığını savundu. Dönemin haberlerinde yaklaşık 400 üyeden 280’ine “kesin maliyet hesabı” adı altında bildirim gönderildiği ve bazı üyelerin karşısına 27 bin 213 TL civarında yeni ödeme çıkarıldığı aktarılmıştı. Üyelerin o gün sorduğu soru son derece basitti: “Borcu yok denildiyse, yıllar sonra bu para neden istendi?”
Aradan yıllar geçti ancak tartışma bitmedi. 2018 yılında bu kez üyeler yöneticilerin toplantılara katılmamasına tepki gösterdi. Kayseri Olay’ın haberine göre kooperatif üyeleri Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne şikâyette bulunduklarını açıkladı; Osman Arslan isimli üye kooperatifte hukuka aykırı işlemler bulunduğunu iddia ederken, Rabia Akıncı yaşadıkları mağduriyet nedeniyle yetkililere müdahale çağrısı yaptı. Bunların üye beyanları olduğu, kesinleşmiş bir suç tespiti anlamına gelmediği özellikle belirtilmeli. Ancak resmi makamlara kadar taşınmış yıllara yayılan şikâyetlerin de “birkaç kişinin memnuniyetsizliği” denilerek küçümsenmesi mümkün değil.
Asıl dikkat çekici tablo mahkeme dosyalarında görülüyor. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/602 esas, 2024/34 karar sayılı dosyasında Asya Kent Kooperatifi tarafından bir davalıdan 153 bin 314 TL güncellenmiş konut kesin maliyet bedeli ile çeşitli kira ve gecikme bedellerinin talep edildiği görülüyor. Dosyada bilirkişi değerlendirmeleri ve Yargıtay kararına yapılan atıflarda, kooperatif inşaatlarının henüz tamamlanmadığı gerekçesiyle o aşamada kesin maliyet hesabının yapılamayacağı ve kesin maliyet talebinin erken olduğu değerlendirmesi yer aldı.
Mahkeme sonunda kooperatifin bütün talebini kabul etmedi. 17 Ocak 2024 tarihli hükümde dava kısmen kabul, kısmen reddedildi ve 20 bin 250 TL kira alacağının tahsiline karar verilirken fazlaya ilişkin talepler reddedildi. Yani kamuoyunda bazen anlatıldığı gibi “mahkeme kooperatifin bütün taleplerini haklı buldu” şeklinde bir tablo bulunmuyor; dosya, tarafların mali ilişkilerinin ve kooperatif tarafından çıkarılan hesapların ciddi biçimde yargısal incelemeye konu olduğunu gösteriyor.
İşte tam da bu noktada daha ağır iddialar gündeme geliyor. Bazı üyeler ve yerel yayınlarda ortaya atılan iddialara göre, müteahhit veya proje kapsamında belirli kişilere bırakıldığı ileri sürülen bazı bağımsız bölümlerin daha sonra başka kişilere satılmış olabileceği öne sürülüyor. Bugün kamuya açık kaynaklarda bu iddiayı kesin biçimde kanıtlayacak eksiksiz tapu kayıtları, banka hareketleri, satış sözleşmeleri ve bütün müteahhit protokolleri bulunuyor.
Fakat burada çok net bir çizgi var: Bir iddianın henüz mahkeme kararıyla kanıtlanmamış olması, o iddianın üzerinin örtülmesi gerektiği anlamına gelmez. Eğer gerçekten aynı daire üzerinde birden fazla hak iddiası varsa, eğer üyeye veya müteahhide bırakıldığı ileri sürülen bir bağımsız bölüm sonradan üçüncü kişiye devredildiyse, yapılması gereken son derece basittir: İlk sözleşme çıkarılır, yönetim ve genel kurul kararları gösterilir, tapu hareketleri ortaya konulur, satış bedeli açıklanır ve paranın hangi hesaba girdiği belgelenir.
Bir kooperatif yönetiminde “güvenin” karşılığı açıklama değil, belgedir.
Üye “Ben bu parayı ödedim” diyorsa makbuz ortaya çıkarılmalıdır. Kooperatif “Bu üyenin hâlâ borcu var” diyorsa borcun hangi genel kurul kararından, hangi kesin maliyet hesabından ve hangi hukuki dayanakla doğduğu açıklanmalıdır. Bir daire satılmışsa tapusu ve satış bedeli gösterilmelidir. Bir daire müteahhide verilmişse sözleşmesi ortaya konmalıdır. Aynı taşınmaz hakkında birden fazla hak iddiası varsa bütün işlem zinciri bağımsız denetime açılmalıdır.
Çünkü kooperatif, birkaç yöneticinin istediği gibi yönetebileceği özel bir kasa değildir. Ortadaki para üyelerin parasıdır. Ortadaki daireler üyelerin yıllarca çalışarak elde etmeye uğraştığı konutlardır. İnsanlar çocuklarının rızkından artırarak para yatırmışsa, o insanların karşısına yıllar sonra açıklaması tartışmalı hesaplar çıkarmak ve ardından da yeterli şeffaflığı sağlamamak ağır bir güven krizine yol açar.
Asya Kent dosyasında bugün ihtiyaç duyulan şey yeni vaatler veya birkaç cümlelik açıklama değildir. Bağımsız ve kapsamlı bir mali-idari denetimdir. Kooperatifin geçmişten bugüne bütün banka hareketleri, aidat tahsilatları, genel kurul kararları, yönetim kurulu kararları, müteahhit sözleşmeleri, bağımsız bölüm listeleri ve tapu hareketleri karşılaştırılmalıdır. Gerekirse adli muhasebe uzmanları dosyayı incelemeli; suç şüphesi doğuran somut bir işlem tespit edilirse konu savcılığa taşınmalıdır.
Hiç kimse yüzlerce insanın parasının konuşulduğu bir dosyada hesap vermekten muaf tutulmamalıdır.
Asya Kent yönetiminin önünde bu iddiaları bitirmenin son derece kolay bir yolu var: Defterleri açın. Tapuları gösterin. Kimden ne kadar para alındığını, hangi dairenin kime ve hangi kararla verildiğini, hangi taşınmazın hangi bedelle satıldığını üyelerin önüne koyun. Her şey hukuka uygunsa tartışma belgelerle biter.
Ama belgeler ortaya konulmuyor, aynı sorular yıllardır cevapsız kalıyor ve vatandaş adliye ile kamu kurumları arasında dolaşmaya devam ediyorsa, o zaman toplumun şüphe duymasına da kimse şaşırmamalı.
Asya Kent’te artık sözün değil hesabın zamanı. Çünkü yıllardır sorulan soru değişmedi: Üyelerin parası, hakları ve daireleri konusunda eksiksiz hesap ne zaman verilecek?