
Türk Hava Yolları’nda alınan son kararlar, ekonomik sıkıntıların gölgesinde kamuoyunda sert tartışmalara yol açtı. 9 Nisan 2026’da gerçekleştirilen genel kurulda, yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı aylık 80 bin TL’den 115 bin TL’ye çıkarılırken, buna ek olarak yılda dört kez ikramiye ödenmesi kararlaştırıldı. Karar, yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısının konuşulduğu bir dönemde “öncelik kimin?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Toplantıya başkanlık eden Ahmet Bolat yönetiminde alınan karar, karşı oylara rağmen oy çokluğuyla geçti. Ancak kararın ardından kamuoyunda yükselen eleştiriler, yalnızca maaş artışıyla sınırlı kalmadı. Şirketin son yıllarda hızla artan reklam ve tanıtım harcamaları da yeniden mercek altına alındı.
Açıklanan verilere göre THY’nin reklam bütçesi 2020’de 561 milyon TL iken, 2024’te 7 milyar TL’nin üzerine çıktı. 2025 yılında ise bu rakam yaklaşık 7 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Yönetim kurulu üyelerine sağlanan yüksek huzur hakkı ve ikramiyelerle birlikte değerlendirildiğinde, şirketin harcama politikası “israf” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Öte yandan şirketin yönetim yapısı da yeniden şekillendi. Yeni dönemde Murat Şeker başkanlık koltuğuna otururken, Ahmet Olmuştur genel müdürlük görevine getirildi. Ancak yapılan bu değişikliklerin, tartışmaların odağındaki ücret politikası üzerindeki etkisinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.
Eleştirilerin merkezinde ise yalnızca rakamlar değil, aynı zamanda “kamu kaynağı kullanımı” tartışması yer alıyor. Ekonomik dar boğazdan geçen milyonlarca vatandaşın alım gücü her geçen gün düşerken, kamuoyuna yansıyan bu tür yüksek ücret kararları “adalet” ve “şeffaflık” tartışmalarını büyütüyor.
Uzmanlar, kamuya açık büyük ölçekli şirketlerde yönetici ücretlerinin ve harcamaların daha şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğine dikkat çekerken, alınan bu kararın önümüzdeki günlerde siyasi ve ekonomik tartışmaların merkezinde kalmaya devam edeceği değerlendiriliyor.